[RÖPORTAJ] 180712 BEAST – ELLE Girl Ağustos Sayısı Röportajı

❤ 2
( Yüksek Kalite )

BEAST ROPORTAJ

EG: Daha 2 gün önce New York'ta ki klip kayıtlarınızdan döndünüz. New York'ta geçirdiğiniz zaman nasıldı?
Yoseob: Sıcak hava dalgası vardı bu yüzden çok sıcaktı. Yaklaşık 37 derecelik havada çekim yaptık bu yüzden çok terledik.

Jun-hyung: Ensem hala soyuluyor, hala bitmedi.
Dong-woon:​ Ona kıyaslar bugünün havası mükemmel. Bu seviyede, burası sonbahar. Sonbahar. 

EG: New York'da eğlenmek için vaktiniz olmadı mı? 
Yoseob: Oraya 5 günlüğüne gittik, bu en uzun kaldığımız zamandı. 
Dong-woon:​  4 gün boyunca kayıt yaptık ve sadece 1 gün dinlendik.
Gi-kwang: Buna rağmen o gün alışveriş yaptık ve şehirde özgürce dolaştık. 

EG: K-Pop dalgasından dolayı dünyanın çeşitli yerlerinde aktiviteler yapıyorsunuz, hangi üye yurt dışına en iyi adapte oldu? Tanımadığınız yerlere, tanımadığınız insanlara en iyi uyan kişi.
Du Jun: Bunu New York'da hissettim ama Dongwoon'un arkadaş canlılığı muhteşem. Özellikle İngilizcesi iyi olmadığından belki yabancı/egzotik gözüktüğündendir.
Yoseob: New York'da oranın yerlileriyle çalıştık. O insanlar bizi İngilizce karşılayacak diye endişeliydim ama Dongwoon onlarla iyi anlaştı.
Dong-woon:​ O gün oraya gelen kişilerin Kore kültürüne çok ilgisi vardı. Bu yüzden eğer Kore'ye gelirlerse onlara SamGyeopSal ve Soju alacağımı söyledim.

EG: Diğer bir yandan yabancı ülkelere en zor adapte olan üye kim?
Hyun-seung:Yoseob. İyi yiyor ama zaman farkına alışmakta zorluk yaşıyor.
Yoseob: Bu doğru. Ne zaman yurt dışına gitsem, kabuslar görüyorum. Bu uyumaktan korkmak derecesine kadar gidiyor.

EG: Klibi yurt dışında çekmenizin özel bir sebebi var mı?
Gi-kwang: Her zaman setlerde çekim yaptık, bu bir yere gidip çekim yaptığımız ilk sefer. New York sokaklarını, binaların çatı katlarını içeriyor, gece ve gündüzü bölüyor ve bizim rahat resimlerimiz de var. 
Du Jun: Aslında New York'ta klip çekmek hiçbir sanatçı için kolay değil. Bunun için çok cesur davrandık. Bu en çok üyelerin düşüncelerini yansıttı. İnsan yapımı setlere karşın müthiş bir arka planı olan yerde çekim yapmak daha iyi.

EG: Şimdiden internette klibin resimleri var.
Gi-kwang:  Dünya kesinlikle bir tane. (gülüyorlar)
Dong-woon:​ Bazıları bize kayıtta yardımcı olan ekip tarafından çekildi ve sokakta değişik saç renkleriyle çekim yaptığımızdan dolayı resmimizi çeken başkaları da oldu.

EG: Geri dönüşünüz yakın olduğundan stiliniz de değişti. Özellikle saç stilleriniz! Saç stilleriniz sizin kendi fikriniz miydi?
Hyun-seung:Kırmızı saçımı kendim önerdim. Çünkü saçımı daha önce kırmızıya boyamamıştım. 
Jun-hyung: Ben saç stilistinin önerisine uydum. Ne zaman yeni bir albüm çıksa kendi isteğim dışında en çok saç değişikliğine uğrayan bendim. Tepkilerin nasıl olacağı konusundan bu sefer de biraz korktum.

EG: Diğer ülkelerdeki hayranların sizi neden sevdiğini düşünüyorsunuz? Hyunseung, seninle geçen ay yaptığımız röportajda “Açıkçası bilmiyorum.” demiştin.
Yoseob: Bu, K-Pop yüzünden. Bunun sadece bizim çekiciliğimizden kaynaklandığını söylemek imkansız. K-Pop çok seviliyor, BEAST K-Pop'ın içinde olduğu için biz de dikkat çekiyoruz. 
Du Jun: Bu Yoseob yüzünden. Yurt dışındaki hayranlarımızın büyük bir kısmı Yoseob hayranı. 
Hyun-seung:Aslında bunu kendisi söylemek isteyebilir.. 
Yoseob: Hayır, hayır, ha….yır… ah. Evet. (gülüyorlar)

EG: Yarın (11 Temmuz) BEAST'in çıkışından beri 1000. gün. nasıl hissediyorsunuz?
Du Jun:  Lee Seung Hwan’ın “1000 gün için”i geliyor aklıma.
BEAST: -beraber söylüyorlar- 1000 gün için~~

Dong-woon:​  Zaman çok çabuk geçiyormuş gibi. Çıkış yaptığımız zaman reşit değildim bu yüzden bir tek ben klüplere gidip performans yapamıyordum. Birden bire 22 oldum.
Yoseob: Pek çok şey oldu. Söylediğimiz şeyleri fark ettik. Yerel kanallarda birincilikler kazandık, Daesang ödülünü kazandık, konser verdik ve dünya turu yaptık. Yapmak istediğimiz şeyleri yaptık. Özellikle dünya turunu bu kadar çabuk yapabileceğimizi düşünmemiştim. Şu andan itibaren söylediğim her şeye dikkat edeceğim. (gülüyorlar)

EG: Seyirci sadece sahnedeki BEAST'i görebiliyor ama gerçekten arka planda pek çok yardımcı var. Geriye dönüp baktığınızda en çok teşekkür etmek istedikleriniz kim?
Dong-woon:​ Anne babalarımız. 
Yoseob: Bize güç veren ailemiz, menajerlerimiz de çok çalıştı. Şikayet ettiğimiz ve homurdandığımız pek çok zaman oldu.
Du Jun: Bizim için çok çalışanlara teşekkür ediyoruz ama gerçekten altımız en çok çalışanlar ve elimizden gelenin en iyisini yapanlar olduk. Kabul edilmesi gereken şeyler kabul edilmeli.
Yoseob: Evet!

EG: 1000 gündür beraber olduğunuz için bakışarak birbirinizi anlayabiliyor musunuz? Ya da hala üyelerin değişik yanlarını gördükçe şaşırıyor musunuz?
Du Jun: Bilmediğimiz bir şeyi görünce şaşırmak…. 2 yıldır böyle bir şey olmadı. Birbirimizin yüz ifadesine bakarak ne düşündüğümüzü biliyoruz. 
Yoseob:Ayrıca, aynı şeyleri düşünüyoruz. Bir şey dediğimizde çoğu zaman daha önce bir kişi söylemiş oluyor ama hepimiz öyle düşünüyoruz.

EG: Görünüşe bakılırsa hepinizin kendi karakteri var, nasıl takım çalışmanızı geliştirdiniz? 
Du Jun: Evet birbirimizden farklıyız. Ama zamanla birbirimize benzedik, düşüncelerimizden davranışlarımıza kadar. Hyunseung biraz daha dağınık hale geldi, ben daha düzenli oldum, sanki bir dengeye ulaşmaya çalışıyoruz. (gülüyorlar)

EG: Ama kendine ait zamanınız, sırlarınız olmasını istemez misiniz?
Dong-woon:​ Bir kişinin sırrı olması yerine birbirimizle paylaşıp bunun hakkında konuşmak daha ilginç.
Du Jun: Bu doğru. Eğer onun hakkında konuşursak daha önce düşünmediğimiz şeyleri düşünüyoruz. 

EG: Sahneye çıkmadan önce yaptığınız bir tezahürat var mı?
Dong-woon:​ Ellerimizi bir araya getirip “Fighting!” diyoruz.
Du Jun: Her ne sahne olursa olsun bunu yapmak zorundayız. Aslında bu bir defa yapılmalı.
Yoseob: İki defa yapamayız. Uğursuzluk getirir. 
Gi-kwang:  Bir defa yaparsak bize güç veriyor.
Jun-hyung:  Ne demeliyim. Bu sakızı bir kere ağızdan çıkartmak gibi.

EG: Birbirinize olan hislerinizi de ifade ediyor musunuz? Teşekkür etmek ve birbirinize sevgi göstermek gibi.
Du Jun: Bizim çocuklar için bunu çok yapıyoruz.
Jun-hyung:  Genelde telefondan yazışırken yapıyoruz. Altımızın bulunduğu bir chat odası var. 
Dong-woon:​ Aynı odada ve aynı arabada bile olsak chat odası yoluyla yazışıyoruz. Bu eğlenceli.

EG: En son teknolojiyi yakından takip eden üye kim?
Jun-hyung: Um…. sanırım benim. Aslında, yeni bir telefon ürünü çıktı ve ben bekleyemedim bu yüzden posta yoluyla sipariş ettim. Ne zaman yeni bir şey çıksa onu almam gerektiğini düşünüyorum. Başka bir şeye heves etmiyorum; sadece bu tip şeylere ilgim var. 

EG: Git gide yatırım yapmayı düşünmüyor musunuz?
Yoseob:  Hala ilgimiz yok. Bizim parasal işlerimiz ailelerimiz tarafından yönetiliyor. 
Hyun-seung:
 Malımız veya parasal işlerimiz. Benim mala mülke biraz ilgim var. Tabi ki para yaşamdaki en önemli şey değil ama bu zamanla yapılması gereken bir şey.
Jun-hyung: Ben para biriktirmeye başladım. Eğer sonuç iyi olursa size haber veririm. (gülüyorlar)

EG: Bir sürü yeni çıkan erkek grubu var. Dikkatinizi çeken bir grup var mı?
Yoseob:  Evet, bir sürü grup var müzik programlarına gittiğimizde bu biraz garip bir durum oluyor.
Jun-hyung: Dikkatimizi çeken bir gruptan ziyade son zamanlarda çıkan gruplar çok iyi. Daha çok çalışmamız konusunda beni düşündürüyor. 

EG: Cube Şirketinin sanatçıları çoğaldı. Maymun iştahlılar mı? 
Yoseob:  Ne demeliyim? Sanki biz en büyük oğullarmışız gibi. En kısa zamanda herkes başarıya ulaşsa iyi olur. 
Du Jun: Bu yüzden bize biraz daha değer verseler iyi olur (gülüyorlar). Bizim çıkış yaptığımız zamana göre BTOB'nin işi daha kolaydı.
Jun-hyung: Bu doğru. Biz her zaman bir işi ilk yapanlar olduk bu yüzden yaptığımız her şey zordu. 

EG: Meşgul olmaya ve popüler olmaya başladığınızdan beri pek çok şeyi ihmal ettiniz. Kendiniz, aileniz, arkadaşlarınız hakkında kafa yorduğunuz şeyler var mı?
Du Jun: Sanırım bir şeyler kafa yorduğumuz zamanları birazcık geçtik. Geçen yıla kadar zordu ama öyle görünüyor ki bulabildiğim en iyi çözümü buldum. Eğer arkadaşlarımla buluşamazsam o zaman arkadaşlarımı olduğum yere çağırıyorum.
Hyun-seung: Katılıyorum!
Dong-woon:​ Belli bir derecede, yalnızlığımızı ve düşüncelerimi gömdüğümüz bir yan var.
Jun-hyung: Yorgun ve meşgul olduğumuz zaman en çok ihmal ettiğimiz kişiler ailelerimiz. Ailelerimiz bir şeyler bilme konusunda meraklı bu yüzden pek çok şey soruyorlar, meşgul olduğumuz için sadece kısa cevaplar veriyoruz. Her ne kadar ailelerimiz geçmişe göre daha az endişeli olsalar da. 

EG: Nasıl stresinizi attığınız ve nasıl deşarj olduğunuzu merak ediyorum. Yoseob nasıl?
Du Jun: Ev hanımları gibi, çok televizyon izliyor. 
Yoseob:  Du Jun'u düşünürken boks da yapıyorum. (gülüyorlar) Ben çok çabuk stres olan ve stresini çabuk atan bir tipim. Bir bakıma çabuk öfkelenen. 

EG: Junhyung'ın genelde zamanını müzik yaparak geçirdiğini duyduk.
Jun-hyung: Her gün şarkı yazmıyorum. Yani, dinlenirsem, prokdüksiyon odasında dinleniyorum. Televizyon izliyorum, biraz oyun oynuyorum ve dinlenirken aklıma iyi bir fikir gelirse şarkı da yazıyorum. Üyelere gelip yaptığım müziği dinletiyorum, ya da Yoseob kılavuz olarak kayıt yapıyor. 
Yoseob:  Alışıyorum. (gülüyorlar) Dongwoon Legoyu seviyor.
Dong-woon:​ Evet, Lego biriktiriyorum ve New York seyahatimde bir tane aldım. Bir şeyler yapmayı seviyorum. Aklım amaçsız gezinmiyor ve 5-6 saat böyle geçiyor. 
Yoseob:  Gerçekten konsantre olduğunda mutlu gözüküyor.
Dong-woon:​ Lego ya da heykeller, onlar hep o belli noktadalar. Sanki onlar beni izliyorlarmış gibi mi desem? Beni sakinleştiriyor ve huzur veriyor.

EG: Peki Du Jun ve Kikwang nasıl? Du Jun sporu seviyor değil mi?
Du Jun: Evet, zaman zaman futbol oynuyorum. Son zamanlarda boksa merak saldım bu yüzden yeteneklerimi Yoseob üzerinde deniyorum.
Yoseob: Pozisyonda çatlama bağlantısı. Jiu-jitsu gibi şeyleri üzerimde deniyor ve acıyıp acımadığını soruyor. Dokunması bile acı veriyor..

Gi-kwang: Her ne olursa olsun hareket etmem gerek. Kapalı alanlarda boğuluyormuş gibi oluyorum bu yüzden hep dışarı çıkmaya çalışıyorum. Eğer buluşacak kimsem yoksa tek başıma program izleyip gülüyorum. Ben bir Infinite Challenge hayranıyım.
Jun-hyung:  Belkide bu yüzden Kikwang programlarda iyi. Bizim tanıdığımız Kikwang sessiz bir çocuk ama programlarda iyi konuşuyor.
Du Jun: 2 yıldan daha fazladır Win-Win'de. Eğer gelecekte de aktif olursa iyi olur. 

EG: Yarın Hyunseung'ın Mozart müzikalinde ilk performansı. Üyeleri davet ettin mi?
Du Jun: Evet. Ama sanki bütün müzikali izlemişiz gibi. Şarkıları bir derece hatırlayabiliyoruz. 
Yoseob:  Hyunseung gerçekten çok çalışıyor. Evde yapıyor, arabada yapıyor..
Hyun-seung: Beni evden dışarı kovaladıkları bile oldu. Çok sesli olduğumu söylediler.
Yoseob:  Yarın ne kadar iyi hazırlandığını biz gösterecek, umarım mükemmel yapar. 

EG: Temmuzun sonunda geri döneceksiniz. Mükemmel bir performans yapmanın stresini yaşıyor musunuz? Ya da tam tersine aklınız rahat mı?
Gi-kwang: Kesinlikle, yayınlanmanın üzerinden 1 yıl 3 ay geçtiği için. Hayranlar ve toplum BEAST'i bir derece tanıyor şu an. Sanırım bu grubun hangi konseptle geri döneceğini merak ediyorlar. Çünkü ben başka bir grubun hayranıyken bende böyle bir kafa yapısı vardı. Hayranların ve toplumun tepkisini düşünmek stresli olabilir, bu sefer konsept ve stil farklı olsa da bize uyduğunu hissediyorum bu yüzden kendime güvenim var. 

EG: Müzik ya da performans hakkında ipucu verseniz?
Yoseob:  Bu zamana kadar yaptığımız şarkılar hep arkada kalan biz olduk. Her zaman kalbimiz kırıktı. Baştan beri, “gerçekten beni bırakacak mısın?” dan “Shock” a kadar, bu sefer mod biraz farklı. Lütfen merakla bekleyin.

EG: Bu seferki konseptle en çok neye ulaşmak istiyorsunuz?
Hyun-seung: Size Amerika'da ne kadar çok acı çektiğimizi göstermek istiyorum. (gülüyorlar)
Jun-hyung: Tabi ki mükemmel sonuçlara ulaşmak isteriz, ama bundan daha fazla bize iyi iş başaran bir takım denmesini isteriz.
Gi-kwang: Böyle şeyler duymak iyi olur “Wow, bu albüm gerçekten çok iyi”. Sadece bizim hayranlarımızdan değil, başka sanatçıların hayranlarından ve başka sanatçılardan.

Yoseob:  Havalı BEAST! Bu en iyisi. –kalp–

Kaynak : b2sturkey



FILM BILGILERI 3 sene önce eklendi
YORUMLAR Yorum Yapmak Istermisiniz ?